Tarihimiz ve Biz
Öğrenim hayatımızın vazgeçilmez dersidir tarih. Öğrencilerin sıkıcı bulduğu, ezberlemekten başka şans vermeyen, zorlu bir derstir. Oysa ki dersin amacına ve gerçekten önemsediğimizde hayatımıza kattıklarına bakarsak gerekliliğinin bilincine varmak hiç de zor değil.
Sık kullanılan bir tabir vardır tarih adına. “Tarih, bir dikiz aynası gibidir. Arkanıza bakmazsanız önünüzü göremezsiniz. ” Peki tarihimizi ne kadar iyi biliyoruz ya da dikiz aynasından gördüklerimizi aynen mi anlatıyoruz?
Açıkçası tarih hakkında öğrendiklerimiz ne kadar doğru bilemiyorum. İnsanın aklına yıllardır öğretilmeye çalışılanların ne kadar doğru olduğu şüphesi gelmiyor değil. Belki de bunun nedeni, bilgilerin eksik verilmesi.
Mesela Türklerin yüzyıllara dayanan köklü ve muazzam bir geçmişi var; bunun 150 yapraklık bir kitaba sığdırılması bile çok yanlış. Bilgiler birbirinden kopuk ve yarım yamalak veriliyor ve talebe derslerden zevk alamıyor. Sonra da tarihinden bihaber bir kuşak ortaya çıkıyor. Geçmişini bilmeyen bu nedenle de geleceğine hakimiyet kuramayan bir nesil… Türkiye gibi pek çok devleti kültürel zenginlikleriyle olsun coğrafi güzellikleriyle olsun kendine hayran bırakan bir devletin böyle bir kuşak yetiştirmesi acı bir durum.
Peki tarihi önemli kılan ne? Bir kere bizim geçmişimiz yani bir Mondros‘u bir daha imzalamamak veya topraklarımızdan bir zerre dahi vermememizi tarih söylüyor bize ders veriyor. Şimdi alnı ak, bayrağına sahip çıkan, şanlı bir ulus olarak ayaktaysak bunu bize bahşeden de tarihimiz değil mi?
Sizden bir ricam var: Olabildiğine geçmişinizi öğrenmeye çalışın tabiki aynaya baktığınızda olduğu gibi görerek. Tarih, ezber değildir. Zevk almaya çalışın, yaşananlardan ders alın. Anlamaya başladıkça tarihinizle ve onu oluşturduğunuz için kendinizle gurur duyacaksınız.
Son olarak size NTV’de çıkan “İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri“ne fırsat buldukça bakmanızı öneririm.

