Çorlulu Ali Paşa Medresesi

Çorlulu Ali Paşa, Osmanlı padişahlarından III. Ahmed’in saltanatı döneminde 3 Mayıs 1706 ile 15 Haziran 1710 tarihleri arasında, dört yıl sadrazamlık yapan bir devlet adamıydı.

Söz konusu devlet adamı, 1670 yılında adından anlaşılacağı üzere Çorlu’da dünyaya gelmişti. Ailesi sonradan Ali Paşa’nın kazanacağı unvanın aksine mütevazi bir çiftçilik hayatı sürüyordu. Bu nedenle oğullarını, Kapıcıbaşı Türkmen Kara Bayram ağa’ya evlatlık olarak verdi. Kapıcıbaşı, evlatlığını o dönemin ünlü eğitim kurumlarından önce Galata Sarayı’na ardından da Enderun’a bağlı Seferli Koğuşu’na verdi. Sonrasında Hane-yi Hassa’ya yerleşen Çorlulu Ali, kısa sürede başarısıyla dikkat çekti.

Çorlulu Ali’nin başarısına, yaptığı evlilik katkı sağladı. Padişah II. Mustafa’nın kızı Emine Sultan ile evlenerek birçok Osmanlı sadrazamı gibi saraya damat oldu. Envai görevlerde bulunduktan sonra, II. Mustafa’dan sonra tahta geçen III. Ahmed döneminde sadrazam oldu.

Sıkıntılı bir dönemde göreve gelen Ali Paşa, ordunun kuvvetini arttırmak için tersane ve donanmayla ilgilendi. Toplar döktürdü. Ayrıca, sarayın gelir-gider dengesini düzeltmeye çalıştı ve masrafları kıstı. Ancak, bu durumdan kazanç elde edenler, Çorlulu Ali Paşa’ya karşı düşmanlık beslemeye başladı. Bununla beraber, Ali Paşa, Osmanlı-Rus Savaşında başarısız olur. Başarısızlık Osmanlı Devleti’nde yüksek mevkilere ölüm getirir. Böylece Çorlulu Ali Paşa, Damat Nevşehirli Ali Paşa’nın da etkili siyasetiyle padişah tarafından Midilli’ye sürülür ve ardından başı kesilerek idam edilir. Kesik başı, kendi yaptırdığı medresesine getirilerek defnedilmiştir.

Yaşamı hakkında bilgi verdiğimiz Çorlulu Ali Paşa, sağlığından iki kapıdan girilebilen iki avlulu bir külliye inşa ettirmiştir. 1707-1709 arasında tamamlanan bu külliyenin içinde, bir medrese bulunmaktadır. Bu medrese günümüzde nargile ve çayevi olarak işletilmektedir.

Merak etmeyin, öyle şehirvari büyük bir kafeye dönüştürülmemiştir. Tarihi dokusu korunarak avlusuna atılan küçük masa ve sandalyelerle, hem iyi bir çay veya kahve içebileceğiniz hem de nargilenizi tüttürebileceğiniz iki mekana sahiptir. Benim denediğim, Erenler adlı mekandı.

Yaşlarına rağmen hızlı ve atik mekan görevlileri, muhteşem nargilesi, taze çekilmiş kahvesi ile insana her şeyin iyisine layık olduğunu hissettiren bir Osmanlı kahvehanesi gibi. Kahvehane deyince yanlış anlaşılmasın gayet rahatça kadınların da oturabildiği bir kafe. Hatta Ağustos 2018’de gittiğimizde Rus bir çift iki küçük kızıyla, kafenin meşhur has be has elma çayını içiyordu:) Hayatımda içtiğim en güzel çaydı diyebilirim. Nargilesine ise, tiryaki olan eşim bayılmıştı.

Beyazıt’tan Çemberlitaş’a veya Sultan Ahmet’e doğru yürürken çay, kahve içebileceğiniz bir mekan ararsanız mutlaka uğrayın derim.

 

 

 

Bir cevap yazın